Issız Han'la Geçmişe Yolculuk

Bursa yakınlarında 1394 yılında yapıldığı tahmin edilen Issız Han, mimarisi ve güzelliğiyle Osmanlı dönemi kervansaraylarının içinde en özel olanıdır.

 

Bursa’nın Ulubat kıyılarına Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezıt döneminde yaptırılan bu muhteşem han, o zamandan bu zamana kadar milyonlarca insana hizmet vermiştir. Zamanın en önemli ticaret unsurlarından birisi olan nehir taşımacılığının dinlenme ve konaklama üslerinden biri olarak vatandaşlara ücretsiz hizmet veren Issız Han, Osmanlı döneminin güzel bir kervansaray örneği olarak kabul edilmektedir. Erken Osmanlı dönemi mimarisine göre dizayn edilmiş olan bu han, Selçuklu zamanının eserlerine benzer motifler ve mimari unsurlar içermesi nedeniyle de tarihimiz için oldukça önemli bir konumda bulunmaktadır.

 

ISSIZ HAN KİM TARAFINDAN YAPTIRILMIŞTIR?

Kervansarayın kapısının üstünde yer alan kemerde bulunan Arapça kitabeye göre, bu muhteşem eserin hayır amacıyla Celaleddin Eyne Bey ve Felek Meliküddin tarafından yaptırıldığı öğrenilmiştir. 1. Kosova Savaşı’nın kumandanlık görevini üstlenen Celaleddin Eyne Bey’in Ulubat’ta meydana gelen bir savaşta öldüğü söylenmektedir…

Osmanlı döneminin en önemli merkezlerinden birisi olan Bursa’nın yakınında yapılan ve taşımacılık anlamında sık sık kullanılan işlek bir yola da yakın olması sebebiyle hem tüccarların hem de seyyahların sık sık uğradığı Issız Han, güzelliğiyle de dillere destan olmuştur. Asıl mesleği Papaz seyyah Stephan Gerlach, Seyyah Richard Pococke ve Fransız Mimar Charles Texier de bu yapıdan sık sık söz etmişlerdir. Mimarisi ile dikkat çekmesi sebebiyle, eski seyahatnameler incelendiği zaman mutlaka Issız Han’dan bahseden birkaç paragraf bulmak mümkündür…

ISSIZ HAN’IN MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Selçuklu mimarisine benzer bir tarzla yaptırılmış olan Issız Han, erken Osmanlı dönemi eserlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Dikdörtgen bir yapıda bulunan hanın avlusu yoktur ve girişin her iki yanında da birer oda bulunmaktadır. Issız Han’ın hemen girişinde yer alan büyük salonda iki büyük ocak bulunmaktadır. Bu ocakların 2 büyük bacasını ise taşlardan oluşturulan basık kemerler taşımaktadır. Issız Han’ın göle bakan muhteşem kapısının üzerinde bulunan kitabede “Yolcuların parasız yiyecek, içecek ve yatacak yer olarak hizmet verdiği” yazmaktadır.

Girişin her iki yanında bulunan ve üzeri tonoz (bir kemerin aralıksız olarak devam etmesiyle oluşan örtü) ile örtülü olan odaların kapıları ana salona açılmaktadır. Issız Han’ın cephesi iki sıra kesme taş, dört sıra tuğla ile örülmüştür. Üst örtü sistemleri, kemerler, bacalar, nişler ve tuğladan yapılmıştır. Giriş kapısının kemeri mermer, onu çevreleyen kemer ise çift renkli kesme taştan inşa edilmiştir. Issız Han’ın iç kısmında bulunan mekanda yolculara ayrılan bölüme üç basamaklı bir merdivenle çıkılmaktadır. Tüm bu mimari özellikleri ile dikkat çeken Issız Han, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında yap-işlet-devret sistemiyle restore edilmiş ve 9 odalı otel ve restoran olarak kullanılmaya başlanmıştır.

ISSIZ HAN OTEL

Osmanlı zamanında, İpekyol üzerinde bulunan ve yolcuların dinlenmek, karnını doyurmak ve biraz olsun serinlemek için geldiği Issız Han, geçmişin izlerini taşıyan mükemmel bir otele dönüştürülmüştür. 9 odasıyla müşterilerine harika bir hizmet veren otelde, 1394 yılını iliklerinize kadar hissetmeniz de mümkün olacaktır.